| Abstract | Bu bildiri, Bosna-Hersek topraklarında yüzyıllar süren Osmanlı-Türkçe dil göçü sürecinin bir sonucu olarak
Boşnak dilindeki Türkçe kökenli kelimeleri tarihsel, kültürel ve sosyolengüistik bir bağlamda ele almaktadır.
Başlangıç noktası, yüzyıllar süren Osmanlı yönetiminin Bosna-Hersek bölgesinin dili, kültürü ve kimliği
üzerinde derin bir iz bırakmış olması ve Türkçe kökenli kelimelerin günlük iletişimin, deyimlerin ve edebi
ifadenin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olmasıdır. Bildiri, özellikle dil göçlerine odaklanarak göçleri
incelemekte ve yabancı özellikle Osmanlı-Türkçesi, dilsel ve dil dışı etkilere bir tepki olarak dilsel pürizm
kavramını tanımlayıp analiz etmektedir. Tarih ve dil politikaları boyunca genellikle standart dilden Türkçe
kökenli kelimeleri azaltmayı veya ortadan kaldırmayı amaçlayan Sırbistan ve Hırvatistan’daki pürist eğilimleri
incelerken Bosna-Hersek örneğinde bu kelime katmanına karşı önemli ölçüde daha hoşgörülü bir tutum
gözlemlenmiştir. Çağdaş Boşnak dilindeki Türkçe kökenli kelimelerin durumu analiz edilmekte ve iletişimsel
işlevlerinin yanı sıra kimlik ve üslup işlevleri de taşıdığı, kullanımlarının genellikle kültürel aidiyeti, bölgesel
kimliği veya yazarın bilinçli bir üslup tercihini ima ettiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Miljenko Jergović’in
„Inšallah, Madona, inşallah adlı öykü derlemesinin analizi aracılığıyla, tarihsel olarak motive olmalarına
rağmen Türkçe kökenli kelimelerin edebi ifadenin canlı ve işlevsel bir parçası olmaya devam ettiği ve anlatı
yapısı ile karakterizasyonuna nasıl uydukları gösterilmektedir. Analiz sırasında, farklı öykülerde tekrarlanan
577 Türkçe kökenli kelime tespit edilmiştir. Bu sözcüksel katmanın, kültürel belleğin sürekli varlığının yanı sıra
Boşnakçanın yabancı kökenli unsurları entegre etme ve uyarlama esnekliğine de işaret ettiği gerçeğine özellikle
vurgu yapılmaktadır. Boşnakçadaki Türkçe kökenli kelimelerin yalnızca geçmişin sözcüksel bir mirası değil
aynı zamanda Balkanlar’daki kültürel ve dilsel temasların katmanlaşmasına tanıklık eden çağdaş dilbilimsel
pratiğin etkin ve anlamsal olarak üretken unsurları olduğu sonucuna varılmaktadır.
|